Şanlıurfalı ebeveynler dikkat! Uzmanı uyardı: Oyun sanal tehlike gerçek

Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki okullarda meydana gelen silahlı saldırılar, gençler arasında şiddet eğiliminin artmasına neden olan etkenleri yeniden gündeme getirdi. Uzman Klinik Psikolog İrem Bulut da şiddet olaylarının sinyaller veren bir süreç olduğunu belirterek, ebeveynlerin şiddeti önlemede sosyal ve duygusal beceri eğitimlerinin hayati önem taşıdığını vurguladı.

Şanlıurfalı ebeveynler dikkat! Uzmanı uyardı: Oyun sanal tehlike gerçek

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

ÖZEL HABER I Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir meslek lisesinde, okulun eski öğrencisi Ö.K elindeki av tüfeğiyle okula girerek rastgele ateş açması sonucu 16 kişi yaralandı.  

Bir gün sonra ise Kahramanmaraş’ta 14 yaşındaki İ.A.M.’nin bir ortaokulda düzenlediği silahlı saldırıda 10 kişi yaşamını yitirdi.

İki saldırganın da kısa süre önce psikolojik sorunları olduğu ve yakın çevresi tarafından sosyo- psikopat bir kişilik yapısına sahip biri olarak tanımlandığı öğrenildi.

Yaşanan bu olaylar, sosyo-psikopat kavramının ne olduğu ve sanal oyunlardaki tehlikenin, saldırganların eylem öncesinde verdikleri olası işaretlerin nasıl fark edilebileceği sorularını gündeme getirdi.

Bir eğitim kurumuna yönelik şiddet eyleminin, yalnızca bir ‘haber’ olarak ele alınamayacak kadar derin bir toplumsal kırılmaya işaret ettiğini söyleyen Uzman Klinik Psikolog İrem Bulut, “Şiddet içerikli oyunlar tek başına bir suçun nedeni olmak için yeterli değildir. Ama yanlış kullanım, denetimsizlik ve başka risklerle birleştiğinde etkisi büyür. Bu yüzden meseleyi tek bir başlığa indirgemek yerine, çocuğun içinde bulunduğu tüm sistemi görmek gerekir” dedi.

BULUT: DUYARSIZLAŞTIRMA, MODEL ALMA VE ÖDÜL SİSTEMİ ÇARKI

Oyunlar bireylerin saldırgan bir birey haline dönüşmesinde büyük bir zemine ne yazık ki sebep olduğunu ifade eden Bulut, şunları kaydetti: 

“Son iki günde hem Kahramanmaraş’ta hem de Şanlıurfa’da yaşanan okul saldırıları, hepimizi sarsan ve üzerinde ciddi şekilde düşünmemiz gereken olaylar. Bu iki vakada da akla gelen bazı sorular gün yüzüne çıkmaya başladı…  Burada en çok sorulan soru şu oluyor: “Şiddet içerikli oyunlar çocukları saldırgan yapar mı?” Cevap, evet ya da hayır kadar basit değil aslında.  Şunu açıkça söylemek gerekir tek başına bir oyun, bir çocuğu ya da genci alıp saldırgan bir bireye dönüştürmez. Ancak bu tür içeriklere uzun süre, kontrolsüz ve yalnız başına maruz kalmak, özellikle gelişim çağındaki bireylerde bazı eşikleri aşağı çekebilir ve bazı kırılma noktaları yaşamasına sebep olabilir. Yani mesele doğrudan “sebep” olmaktan çok, zemini hazırlama meselesidir. Oyunlar bireylerin saldırgan bir birey haline dönüşmesinde büyük bir zemine ne yazık ki sebep olmaktadır.  Psikolojik açıdan bu durumu değerlendirdiğimizde ise, burada üç önemli mekanizma öne çıkar. Duyarsızlaştırma, model alma ve ödül sistemi çarkı. Çocuk, tekrar eden sahnelerle şiddete karşı duyarsızlaşabilir oyundaki karakterleri model alabilir ve şiddet davranışının ödülle ilişkilendirilmesi, bu davranışı zihinsel olarak “kabul edilebilir” bir yere taşıyabilir. Çocuk bu davranışı kabul edilebilir bir yere taşıdığı içinde normal bir davranış kalıbı olarak algılayabilir.”

“ YOĞUN DİJİTAL İÇERİKLERE MARUZ KALAN ÇOCUKLARLA DAHA SIK KARŞILAŞIYORUZ”

Çocukların iç dünyalarını doğrudan sözcüklerle ifade etmekte zorlanabildiğini, bu nedenle oyun sırasında ortaya koydukları davranışların ve kurdukları senaryoların onların duygusal deneyimlerine dair önemli ipuçları sunduğunu vurgulayan Bulut, “Şiddet içerikli oyunlarda çoğu zaman başarı, yok etmekle, vurmakla, kazanmaya giden yolda karşısındakini etkisiz hale getirmekle ilişkilendirilir. Bu tekrar eden deneyim, zamanla zihinde şiddeti olağan bir davranış gibi kodlayabilir. Özellikle dürtü kontrolü ve duygusal regülasyonu henüz tam gelişmemiş çocuklarda bu etki daha görünür hale gelir. Klinik gözlemde özellikle son yıllarda, öfkesini yönetmekte zorlanan ve yoğun dijital içeriklere maruz kalan çocuklarla daha sık karşılaşıyoruz. Bir diğer dikkat çekici nokta ise, çocukların yaşadığı yoğun duyguları çoğu zaman oyun diliyle ifade etmesi. Seanslarda “oyunda yaptım, orada öyle kazanılıyor” gibi cümlelerle çok sık karşılaşıyoruz bu da biz terapistlere dijital içerik ile gerçek yaşam arasındaki sınırın ne kadar bulanıklaşabildiğini gösteriyor.  Ayrıca birçok çocukta biz psikologlar olarak şunu da gözlemliyoruz: davranıştan çok önce düşünce biçimi değişiyor. Yani sorun bir anda ortaya çıkan bir davranıştan ziyade, yavaş yavaş şekillenen bir algı dünyası oluyor.” İfadelerine yer verdi. 

“İYİ NİYETLİ AMA EKSİK BİR BAKIŞ AÇISINI YANSITIYOR”

Ebeveynlerin “Hiç değilse dışarıda değil, evde oyun oynuyor.” gibi cümlelerinin iyi niyetli ama eksik bir bakış açısını yansıttığına değinen Bulut, 

“Ailelerden sıkça duyduğumuz bir cümle var: “Hiç değilse dışarıda değil, evde oyun oynuyor.”    Bu cümle iyi niyetli ama eksik bir bakış açısını yansıtıyor. Çocuğun evde olması, maruz kaldığı içeriğin güvenli olduğu anlamına gelmez. Dijital dünya, fiziksel olarak kapalı bir alan gibi görünse de içerik açısından oldukça sınırsız ve denetimsiz olabilir. Burada önemli olan süre değil, içeriktir. Ayrıca uzun süreli ve yoğun ekran maruziyeti, çocuklarda dikkat süresinde azalma, sabırsızlık ve düşük tolerans gibi sonuçlar doğurabilir. Bu da gündelik hayatta daha hızlı öfkelenme ve daha zor sakinleşme şeklinde kendini gösterebilir” dedi.

“EBEVEYNLER DENETLEYEN DEĞİL, EŞLİK EDEN OLMALDIR”

Ebeveynlerin çocukların üzerindeki rolünün denetleyen değil, eşlik eden bir kişi olması gerektiğine dikkat çeken Bulut, şu ifadelere yer verdi:

“Uygulanan keskin yasaklar çoğu zaman çözüm olmaz, hatta ters etki yaratabilir. Ama tamamen serbest bırakmak da ciddi bir risk taşır. Ebeveynin burada rolü denetleyen değil, eşlik eden olmaktır. Çocuğun ne oynadığını bilmek, birlikte değerlendirmek, yaşına uygun içerikler sunmak ve oyun üzerine konuşabilmek çok kıymetlidir. Aynı zamanda çocuğa sadece “ne yapmaması gerektiğini” değil, duygularıyla ne yapabileceğini öğretmek gerekir. Öfkelendiğinde ne yapabilir? Hayal kırıklığıyla nasıl baş edebilir? Bunlar konuşulmadığında, çocuk gördüğü en hızlı tepkiye yönelir. Ekran dışı hayatı güçlendirmek, spor, sosyal ilişkiler ve gerçek temas dengeyi kuran en önemli unsurlardan biridir. Şunu unutmamak gerekir: Dijital dünyada tekrar tekrar maruz kaldığınız şeyler, bir süre sonra düşünme biçiminizi etkiler. Şiddet bir çözüm değildir ve gerçek hayatta geri dönüşü yoktur. Zorlandığınızda bunu birine anlatmak, yardım istemek sandığınızdan çok daha güçlü bir davranıştır. Çünkü duygular bastırıldıkça değil, ifade edildikçe sağlıklı bir şekilde yönetilebilir.”

Şanlıurfalı ebeveynler dikkat! Uzmanı uyardı: Oyun sanal tehlike gerçek

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

0 Yorum

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.